Bir Trans Erkeğin Babasına Yazdığı Mektup

Bir trans birey babasına yazdığı mektupla ailesine ameliyat olduğunu haber veriyor ve Twitter hesabından o mektubu paylaşıyor.
İşte o mektup…
Babacım günaydın, sana söylemem gereken bir şey var. Annemden daha anlayışlı olduğunu düşünerek seninle paylaşmak istedim ilk önce. Çok kızacaksınız belki de beni öldürmek isteyeceksiniz bu yüzden en başından özür dilerim.

Benim erkek olmaya özendiğimi, bunun geçici bir heves olduğunu düşünüyorsunuz. Daha önce böyle şeylerle karşılaşmadık ve bu yüzden sizi anlıyorum ama ne yazık ki bu bir özentilik ve de geçici bir heves değil. Yıllardır geçmedi ve asla da geçmeyeceği 1980 yılında kanıtlandı.

Anne karnında henüz 2 aylıkken beynin erkek bedenin kadın yaratılması sonucunda dünyaya kadın bedeninde bir erkek olarak geldim. Sadece ben değil, doğan her bin kişiden 6’sı bu şekilde dünyaya geliyor. Çocukluğumu ve gençliğimi biliyorsunuz. Sesiz ve mutsuz bir çocuktum. Erkeksiydim, Hiç erkek sevgilim olmadı. Hiç kız gibi olamadım. Etek giyemedim, Makyaj yapamadım. Özür dilerim ama kendimi ne kadar zorlarsam zorlayacağım erkek olan beynime karşı gelip kadın olamadım.

Biliyorum bana en azından okula bitirmeyi beklememi, susmamı ve bu durumdan kimseye bahsetmememi istiyorsunuz. Fakat ben de bir insanım ve ait olmadığım, mutlu hissetmediğim bir bedene daha fazla katlanamıyorum.

ve okul bitmeden diplomamda erkek olarak geçmem gerekiyor ileride iş hayatında sıkıntı yaşamamak için. Sonuç olarak ameliyat oldum. Memelerimi aldırdım. Belki de beni reddedeceksiniz ama eminim bir gün masum olduğumu ve bunun Allah’tan gelen bir şey olduğunu anlayacaksınız. Benim bu süreçte size çok ihtiyacım var. Desteğinizi hissetmeyi çok isterdim ama kahretsin ki öyle bir ülkede yaşıyoruz ki insanlar yüzünden çocuğumuzdan nefret edebiliyoruz.

Lütfen kızmadan önce kendi içinde düşün. Sana inanıyorum beni anlayacaksın bir gün. Bir kızın olarak olmasa da ilerde bir oğlun olarak gurur duyacaksın benimle. Seni çok seviyorum, lütfen beni affedin.

Tek Başına Bir Adam Film Konusu

52 yaşında bir İngiliz Edebiyatı Porfesörü olan George Falconer, yaşamını uzun süreden beri birlikte paylaştığı hayat arkadaşı Jim i kaybetmiştir. Onun ölümünün ardından George hayatın anlamını kaybettiğini hissetmektedir. Geçmişte yaşamaya başlayan ve geleceğe dair şüpheleri olan George un en iyi arkadaşı, kendisi gibi varlık problemleri ile boğuşan güzel Charley dir.Hayatı sorgulayan George gün boyunca etrafında gelişen olayları izler, yeni insanlarla karşılaşır ve günün sonunda anı yaşamanın anlamına varır.

Annemi Öldürdüm Film Konusu

Cannes’ın en çok konuşulan filmlerinden olan Annemi Öldürdüm, aynı zamanda Kanada’nın Oscar aday adayı oldu. Filmin merkezinde, annesini sevmeyen eşcinsel lise öğrencisi Hubert var. Annesinin düzenbazca manevralarından ve suçluluktan bunalmış, onu küçümsemekten kendini alamıyor. Bu aşk/nefret ilişkisinin kafa karışıklığıyla Hubert ergenliğin gizemlerine sürükleniyor. Henüz yirmi yaşındaki Xavier Dolan yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı ilk filminde son derece açık sözlü.

Serseri Mayınlar Film Konusu

İlk kez Berlin Film Festivali’nde izleyici ile buluşan, ünlü yönetmen Ferzan Özpetek’in yönettiği son filmi Serseri Mayınlar (Mine Vaganti) İtalya’da daha vizyona girdiği ilk üç günde 500.000 kişi tarafından izlenerek büyük bir ilgiyle karşılandı.

Geleneksel bir İtalyan ailesinin konu edildiği filmde ünlü İtalyan oyuncu Riccardo Scamarcio, Nicole Grimaudo, Alessandro Preziosi ve Lunetta Savino rol alıyor.

Filmde, makarna üretimi yapan geniş bir İtalyan ailesi ile geleneksel aile kalıplarının dışında bir hayat tarzını benimseyen oğulları Tommaso (Riccardo Scamarcio) ile Antonio (Alessandro Preziosi) arasında geçen dokunaklı, ilginç bir o kadar da komik öyküleri anlatılıyor.

Fırtınalı Gece Film Konusu

Bir beyzbol sopası, iki güzel kadın, bir beklenmedik misafir, bol erotizm…

Lezbiyen çift Lou (Ally Sheedy) ile Alex (Patsy Kensit) Manhattan’daki şık dairelerinde gösterişli bir hayat sürmektedirler. Eski bir golf şampiyonu olan Lou sabah koşusu dönüşü sokakta saldırıya uğrar. Bu tatsız olayın şokunu atlatmak için bir süreliğine arkadaşları Carly’nin (Mimi Langeland) yazlık evine giderler.

Evin bulunduğu ada genelde sessiz sakin bir yerdir. Ama önce adanın şerifi (Chris Penn) ardından da beklenmedik bir şekilde kızların evine gelen bir yabancı (Stephen Baldwin) bu sakinliği bozacaktır. Üstelik, fırtına yüzünden adada elektrikler kesilmiş, telefon çalışmıyordur.

Seni Seviyorum Phillip Morris Film Konusu

Steven Russell evli ve çocuklu bir adam ancak hapse girince tercihleri biraz değişiyor. Hücre arkadaşı Phillip Morris’e (Ewan McGregor) aşık olan Philip, sevgilisiyle birlikte hapisten kaçmanın yollarını arıyor.

Senaryo Steve McVicker’in aynı adlı romanından uyarlanmış ve yaşanmış bir hikaye olduğu söyleniyor. Kurmaca eserlerdeki gerçeklik payı tartışılır tabi. Ama bu romanın filmleştirilmesi oldukça ilginç, çünkü başrollerinde eşcinsel karakterlerin olduğu pek fazla Hollywood yapımı yok. Varolanlarda zaten belli başlı, hatırı sayılır yönetmenlerin filmleri. Çok fazla izleyiciye ulaşan Brokeback Mountains dışında bir film olduğunu da hatırlamıyorum. Genelde ana akım sinemada eşcinsel karakterler hikayenin yan unsuru olan gülmece karakteri olarak kullanılıyorlar. Bu bakımdan I Love You Phillip Morris’in nasıl bir yerde duracağını merak ettim doğrusu. Bazı kaynaklar filmi Catch Me if You Can’le Brokeback Mountain karışımı olarak nitelemiş. Amerikalıların adeti de bu işte, bir şeyle ilgili görüşlerini aktarmak için onu illa başka bir şeye benzetmek, bilmemle bilmemneyle buluşursa demek zorundalar 🙂

Yönetmenler Glenn Ficarra ve John Requa daha önce Cats & Dogs,Bad News Bears gibi yapımlarda senarist olarak çalışmışlar, ilk kez yönetmen koltuğuna oturuyorlar. Her halukarda bence Jim Carrey ve Ewan McGregor’u aşık rolünde izlemek ilginç bir deneyim olacak. Bekleyip göreceğiz.

Anlat İstanbul Film Konusu

İstanbul’da bir gece. 5 hikaye. Birbirinden çok ayrı gibi görünen bu hikayeleri birleştiren bir tek şey vardır. Hepsi eski peri masallarına benzerler. Kader, Borges’in dediği gibi, çeşitlemelere düşkündür. Bir çingene klarinetini, Fareli köyün kavalcısına dönüştürür. Kırımızı Şapkalı Kız bir mafya kuryesidir. Cidirella ise talihsiz bir fahişe. Katilinden kaçan dünya güzeli bir prenses Beyoğlu ormanlarından 8. cüceyle karşılaşır. İstanbul’a yeni gelmiş ve aç kalmış bir Kürt genci Uyuyan Güzel’le tanışır. 5 ünlü masal, İstanbul gecesinde bir belirir bir kaybolurlar. Anlat İstanbul, 5 yönetmen tarafından çekilmiş ama şaşırtıcı bir bütünlüğe sahip, bir hikaye anlatan bir film. Masallar şehri İstanbul’a aykırı bir güzelleme

Pembe Dokunuş Film Konusu

Fotoğraf sanatçısı olan Alim,erkek arkadaşı Giles ile Toronto’da bulunan annesi ve diğer akrabalarının baskısından uzak bir şekilde Londra’da yaşamaktadır. Son derecede tutucu olan annesinin kendisini ziyarete gelmesiyle birlikte tüm düzeni değişir.Oğlunun gay oduğundan habersiz olan annenin tek derdi, oğluna aileleri gibi mutaassıp bir kız bulmaktır.

Amerikan Güzeli Film Konusu

Lester Burnham (Kevin Spacey) bir magazin dergisinde çalışmaktadır. Kentin lüks banliyölerinden birinde karısı ve kızıyla yaşayan Lester orta yaş bunalımının eşiğine kadar gelmiştir. Emlakçılık yapan karısı Carolyn (Annette Bening) ona karşı ilgisiz ve soguk davranır.Lise öğrencisi olan kızı Jane de (Thora Birch) onu küçük görmekte, saygısız davranışlarını günden güne arttırmaktadır. Bütün bunların üstüne bir de gazetedeki patronunun onu gerizekalı yerine koymasıyla kabusu daha da artar.

Gün Batımı Film Konusu

Evening filmi yıldızlarla dolu bir kadroyu bir araya getiriyor. Susan Minot tarafından yazılmış bir romandan Ms. Minot and Pulitzer Ödülü sahibi yazar Michael Cunningham (The Hours)’ın beyaz perdeye uyarladığı bir film. Filmin yönetmenliğini daha önce sinematografçı olarak Akademi Ödülüne aday gösterilmiş Lajos Koltai (Fateless) yapıyor.

Evening anne ile kızını bağlayan zamansız bir sevgiyi gözler önüne seren çok duygusal bir film. Bir annenin yaşam prizmasından onun iyimserlikle yükselip daha sonra bir dönüm noktasından tekrar alçarak sonuna gelmesini gösteriyor. Gerçek hayattan iki anne kız filmde buluşuyor. Vanessa Redgrave-Natasha Richardson ve Meryl Streep-Mamie Gummer. Bir anne ile kızının ve annenin en yakın arkadaşının hayatın farklı kısımlarındaki portresini çiziyorlar.

Hatıraların gücüne yenik düşen Ann Lord (Ms Rdgrave) kızları evli ve çocuk sahibi Constance (Ms Richardson) ile bekar biri olan Nina (Toni Collette)’e uzun zamandır sakladığı bir sırrını anlatır. Ann kimseyi

sevmediği kadar bir adamı sevdiğinden bahsettiğinde ikisi de yatağın baş ucundadır.

Ama kimdir bu “Haris”, kızlar annelerinin bu adamla ne yaşadığını merak etmişlerdir. Constance ve Nina Ann’in ve kendi yaşamlarının sırlarını anlamaya çalışırken anneleri de zihninde elli sene önceki bir yaz hafta sonuna Ann Grant (Claire Danes) olduğu zamanlara döner.