Etiket arşivi: Gey

Özbekistan’da LGBT Hakları

Özbekistan’dan Türkiye’ye sığınan Özbek eşcinsel Şahruh ile Özbekistan’da eşcinsel olmak üzerine gerçekleştirdiğimiz röportaj…

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? 

Merhaba. İsmim Şahruh Ozbekistanlıyım.  32 yaşında biseksüel erkeğim. Evliyim. Aslinda biseksuel olduğumu 13 14 yaşlarında farkına varmıştım. Özbekistan’dayken pek ciddi arkadaşlığım olmadı. Sadece çocukluğumda yaz kampında tanıştığım biri vardı. Bizim oralarda çok dikkatli olmak gerekiyor. Eger tuzağa düşerseniz vay halinize. Ailem geçen seneye kadar hiçbir şeyden haberi yoktu. Ben 18 yaşimdan beri yurt dışında yaşıyordum. Haberleri oldugunda iyi ki Özbekistan’da değildim yoksa şu an ölmüştüm. Ailemi çok iyi tanırım.

Şu an neredesiniz.. Türkiye’ye nasıl geldiniz, nerede kalıyorsunuz?

Şu an BMMYK’nın belirlediği uydukent *****’de kalıyorum eşimle beraber. Özbekistan’dan acil çıkmamız gerektiğini anladığımda direk Türkiye’ye uçak bulamadım. Rusya üzerinden gelmeye mecbur kaldım.

Eşinizin biseksüel olduğunuzdan haberi var mı?

Eşimin haberi var. Evlendikten 1.5 sene sonra biseksüel olduğumu ve boşanmak istediğimi söyledim. Çünkü kabul etmeyeceğini düşünüyordum. Beni şaşırttı, bana normal olduğunu söyledi. Kendisi hemşire olduğu için bu konuda bilgili. Çocuğum yok.

Özbekistan’da ne kadar süre yaşadınız, Özbekistan’da LGBTİ bireyler ne yapar? Burada yaşadığınız homofobik olaylardan biraz bahseder misiniz?

Özbekistan’a en son gittiğimde 2 ay kaldım. Pasaportumu değiştirmek için gitmiştim. Özbekistan’da LGBTİ bireyler gizlidirler. Hep tedirgin gezerler. Korku içerisindeler her zaman. İnsanlar surekli hakaretlere, sözlü tacizlere, aşağılamalara mağruz kalabiliyorlar. Ben polisin şiddetine maruz kaldım. Sizden halk da polis de nefret eder. Sizi yok sayarlar. İnsan yerine koymazlar. Beni karakola götürüp saatlarce işkence ettiler. Aşağılayıcı sözler, küfürlü hakaretler… Polisin biri elindeki jopu arkama sokmak istedi. Hâla hatırladıkça kendimi çok kötü hissederim, psikolojim bozuluyor.

Özbekistan’da LGBTİ dernekler ve LGBTİ bireylerin takıldıkları mekanlar var mı?

Özbekistan’da LGBTİ derneği diye bir şey olamaz. Biz dernek açtığımızda halk bizi o dernekle birlikte yakar. Yasal olarak zaten mümkün değil. Halk LGBT ye tahammül edemez. Sosyal medyada 5 – 6 LGBTİ aktivisti bir grup açtık yakında oradan faaliyetimizi yürütüyoruz. Şimdilik kimse bilmiyor. Yakında cumhurbaşkanına müracaat ettik yazılı olarak 120 maddenin iptali için.

Trans bireyler için yaşam nasıl? Topluma adapte olabiliyorlar mı?

Trans bireyler en çok hedef olanlar. Zaten çok azlar. Olanlar da Rusya’da yaşıyor çoğu. Hatta siz birinin sokak ortasında bir grup homofobikler tarafından saldırıya maruz kalan transın videosunu youtube’da yayınlamıştınız. Trans bireylerin takıldıkları mekanları yok. Onlar genelde evlerde takılırlar. Yani güvenilir arkadaşlarının evlerinde. Polisler tespit ettikleri evlere bile baskın yapıyorlar. Eğlenmeleri de yasak yani. Yaşamalarına izin vermiyorlar anlayacağınız. Translar gündüzleri sokağa çıkamazlar. Hep gece çıkarlar. Çok zor hayat yaşıyorlar. Bu yüzdende çoğu yurt dışına gidiyor. Özellikle Rusya’ya.

 

Özbekistan’da LGBTİ birey olmayı kısaca anlatabilir misiniz?

Ben şunu açıkça söyleyebilirim. LGBTİ saldırıları arkasında Özbekistan polisi var. Onların kendileri yaptırıyor bu saldırıları. Özbekistan eşcinselliğin cinayet sayıldığı az sayıdaki ülkelerden biri. Oradaki homofobiyi iki kelimeyle anlatmam mümkün değil. Türkiye’de yaşayanlar Özbekistan’daki homofobinin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman anlayamaz. Siz yine de biraz olsun hakkınızı savunabiliyorsunuz. Bizde o bile yok. İnternetten tanışıyorlar ve buluşmaya gittiklerinde karşılarına homofobikler çıkıyor ve ölesiye dövüyorlar. Yani Özbekistan’da LGBTİ’ler hem polis hemde halk tarafından avlanıyor.

Özbekistan’daki homofobi ve transfobiyi neye bağlıyorsunuz?

Ben ülkemdeki homofobiyi dine bağlıyorum. İnsanların homofobik olmasında dinin rolü büyüktür. Devlet kültürümüze ters olduğunu söylerler. Eşcinsellik “iğrençliktir” demişti eski cumhurbaşkanı. Yenisi cumhurbaşkanı bir çok reform yaptı. Biz Eşcinselliği cinayetlikten çıkarıp LGBTİ’leri kanunla korur diye düşünmüştük ama olmadı.
Cenevre’de bir toplantıda “diğer tüm isteklerinizi kabul ederiz ama Eşcinselliği yasallaştırma talebinizi asla ve kâta kabul etmeyiz” demişti eski başbakan yardımcısı.
Ben artık mücadelenin vakti geldi ve geçiyor diye düşündüm ve haklarımızı talep etmeye başladım. Ben açık profille mücadele ediyorum. Facebook, Twitter ve Youtube’da.
BBC Uzbek Ozodlik Radyosu gibi yurt dışından yayın yapan kanallara çıktığımızda, diğer haberlerde 50 60 yorum yapıldıysa biz çıktığımızda devlete müracaat ettiğimizde 1000 uzerinde yorum yapılıyor. %99’u nefret kusuyor halkın. Öldürülmemiz gerektiğini, kuduz hayvanlara uygulanan, yaylaya çıkarıp diri diri yakılmamız gerektiğini, elimizi kolumuzu bağlayıp yüksek binalardan aşağıya atılmamız gerektiğini. Şişeye oturtulmamız gerektiğini yazıyorlar. Bu yazdıkları çok vahşice ve korkunç. Siz şimdi böyle bir halkın içinde LGBTİ bireyi olmayı bir hayal edin.

Bundan sonraki hayatınızda ne yapmayı düşünüyorsunuz? 

Gönul ister ki kendi ülkeme gideyim ama ne yazık ki benim için Özbekistan kapıları kapandı. Türkiye’de yaşamak için sığınma hakkımız yokmuş.Turkiye’de yaşamak için daimi sığınma hakkı talep etme hakkımız da yokmuş. Sadece Avrupa birliği vatandaşlarına tanıyormuş Türkiye o hakkı. Bu yüzden de 3. bir ülkeye yerleştirmesi için BMMYK’ya başvuruda bulundum. İllaki beni şu ülkeye gönderin diyemem. Özgürce yaşayabildiğim, cinsel yönelimimden dolayı ayrımcılığa uğramayacağım bir yere göndermelerini isterdim. Özellikle büyük şehirlere gitmek isterdim. Çünkü orada yaşamak biraz olsun iyidir. Büyükşehirlerde homofobiye, diger küçük kentlere göre daha az maruz kalır insan.

Özbekistan’da karşı cinsle evli olduğunuzu ve açık kimliğinizle aktivizm yaptığınızı belirtiyorsunuz. Kimliğinizi açıkça belli etmeden sorunsuz bir yaşam imkanınızdan feragat edip LGBT aktivizmi yapmanızdaki motivasyonlar nelerdir?

Açıkca aktivistlik yapmamın sebebi saklayacak bir şeyimin kalmadığındandır. Artık bana yakın olan herkes biliyor benim biseksüel olduğumu. Ailem, akrabalarım, arkadaşlarım, konu komsu… Madem herkes biliyor önümde bir engel yok. Artık haklarımız için mücadele ediyoruz birkaç arkadaşla birlikte.

Şu anda *****’de bulunduğunuzu söylüyorsunuz. Eşiniz de sizinle beraber mi? LGBTİ Aktivizmi yapmanıza eşiniz nasıl yaklaşıyor?

Evet *****’de eşimle birlikte yaşıyoruz. Aktivistlik yapmama esim karşı değil. “Çünkü birileri bir yerden başlamalıydı, o da sen oldun” diyor. Tabi bazen endişeleniyor. Sorular soruyor. “Bizim devlet seni Turkiye’den göturebilir mi? Acaba iade edin dese Türkiye gönderir mi?” diye. Genel olarak en büyük destekçim eşimdir. Özbekistan’da LGBTİ+lerin durumunu çok iyi biliyor. Çunku herhangi bir şey olursa LGBTİ’lere Özbekistanda. İlk önce benimle birlikte haberdar oluyor.

Polis saldırısına uğradığınızı söylediniz. Sizi polisler hangi gerekçe ile alıkoydu? Polisler biseksüel olduğunuzu nasıl öğrendi?

Ben arkadaşımın evindeyken polis içeriye kamera ile girdiğinde ben arkadaşımla yataktaydım ve polis beni suç üstü yakaladı. Yani Özbekistan anayasasına gore iki yetişkin erkeğin cinsel birliktelik yaşaması 120 maddede de suç sayılır ve 3 yıl hapis cezası alır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde bazı medya unsurları doğrudan LGBTİ bireyleri hedef gösterebiliyor. Özbekistan’da da basın yoluyla halka bir saldırı mesajı veriliyor mu?

Özbekistan’da ana akım medya devletin elinde. Özel kanallar dahil. Tabi ki doğrudan saldırı mesajı veremezler ama zaman zaman LGBTİ’leri kısada olsa karalamalar olabiliyor. Kısa dememin nedeni gündemde olmamızı istemezler. Genelde o dediğiniz doğrudan saldırı mesajını polisler verir. Ben tüm saldırıların, işkencelerin arkasında polisin olduğunu söyleyebilirim. Çünkü LGBTİ bireylerine saldıranlar hiçbir ceza almıyor. Bir düşünün, polis devletinde sıradan bir vatandaşa bir tekme atamayan adamlar, bireyleri gördüğünde öldüresiye dövme cesaretini kimden alıyor sizce? Açıkça bıçaklamakla, boğazını kesmekle tehdit ediyorlar.

Türkiye’deki LGBTİ bireylere bir mesajınız var mı?

Turkiye’deki LGBTİ bireylere şunu söylemek istiyorum. Hakkınızı savunun, sonuna kadar. Sizin bu toplumun bir parçası olduğunuzu, kendi haklarınız için sonuna kadar mücadele ettiğinizi gösterin tüm insanlara. Aşk kazanacak. Homofobikler alışacak, kabul edecek. Her alanda, her yerde olduğunuzu gösterin. Şuan üzerimizde bulutlar var, yağmur yağacak güneş çıkacak o zaman gökkuşağını herkes görecek.

Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans, İnterseks, LGBTİ

Çocuk İstismarı ve İhmali ile Mücadele Derneği’nin gözünden LGBTİ+ bireyler..

Bizi tüm birimlerimizin katkılarıyla bu çalışmaya iten en önemli sebep, üyelerimizle yaptığımız sohbetler sırasında Psikolojik Destek Koordinasyon Merkezi’mizde görevli bir Psikolog arkadaşımızın paylaştığı bir anısı olmuştur. Çocuk ve Ergen Psikolojisi ile Aile Terapisi Uzmanı olan arkadaşımıza bir aile danışmaya gelir. Anne baba 15 yaşındaki oğullarının eşcinsel davranışlara yönelmeye başladığını ve tedavi edilmesi gerektiğini beyan ederler. Ekonomik ve kültürel seviyeleri orta ve üst sınıf görünen aileye arkadaşımız, bu durumun bir hastalık olmadığını, bu sebeple de tedavisinin mümkün olmadığını belirtmesi üzerine, anne “Oğlunuz kanser deseydiniz, bunu kabullenebilirdim. Fakat bu söylediğinizi kabul etmem mümkün değil. Daha uzman birine gidelim.” diyerek ayrılırlar.

Konuyla ilgili bir çok bilimsel makale, uluslararası bir çok araştırma ve pek çok uzman görüşü alınarak toplanan bilgilerin sizlerle paylaşılması sonrasında sizlerden bir kaç ricamız olacak.

1-) Önce dış ülkelere bakmak istedik. Amerika’nın Kaliforniya Eyalet Valiliği tarafından alınan kararda “Herhangi bir bilimsel ve tıbbi dayanağı olmadığı için eşcinsel kişilerin tedavi edilmelerine yönelik çalışmalar yasak.”

2-) Dünyada #OnurYürüyüşü adlı eyleme en büyük katılımın olduğu Brezilya’da her 24 saatte bir eşcinsel öldürülüyor.

3-) İngiltere’de bir polis merkezinin önündeki bayrak direğine dayanışmayı temsil etmek için gökkuşağı renklerinde bayrak asılırken; Irak’ta, Suriye’de, Libya’da dinci terör örgütleri tarafından eşcinsel avları düzenleniyor, öldürülenler şehir meydanlarına asılıyor.

4-) Hollanda tarafından yapılan uluslararası bir araştırmada, eşcinsellikle ilgili toleransı ölçmek adına katılımcılara yöneltilen sorulardan biri, “Eşcinsel bir komşumuz olsun ister misiniz?” Ülkemizde verilen cevapların %85’i “HAYIR”. Yani 7 kişiden 6’sı.

5-) HAYIR diyenlerin farklı gerekçeleri olsa da “EVET” diyenlerin en önemli ortak özelliği; bir lgbti birey tanımış, konuşmuş ya da birlikte çalışmış.

6-) Ülkemizle aynı kategoride olan ülkelerden bazıları; Zimbabve, Gana, Fas, Ruanda, Irak, Güney Kore…Bu ülkelerin neredeyse tamamında eşcinsellik cezalandırılan bir suç. Oysa ki ülkemizde son dört padişahın babası Abdulmecid döneminde, günümüzden 150 yılı aşkın süre önce,

7-) eşcinselliği suç olmaktan çıkartmıştı. Uluslararası Lezbiyen ve Gay Birliği’nin ( @ILGAWORLD ) verilerine göre dünya genelinde LGBTI bireylerin sayısı 3 milyara yaklaşmakta.

8 -) Cumhurbaşkanı, “Eşcinseller, domuzdan da, köpekten de daha aşağılıktır.” diyen, Zimbabve ile “Yaratılanı severiz, Yaradandan ötürü.” diyen Yunus Emre’nin yetiştiği coğrafya aynı kategoride mi olmalı?

9-) Homoseksüellerin düzelmesi için zorla evlendirildiği, lezbiyenlere tecavüz edildiği, polis ve durumdan vazife çıkaran milislerin yasalarda suç sayılmadığı halde LGBTI avı yaptıkları orta doğu ülkeleriyle hoşgörü abidesi Mevlana Celalettin Rumi’nin yetiştiği coğrafya aynı…

10-) … kategoride mi olmalı? Oysa ki; Anayasa Mahkemesi’nce “SAPKIN” söyleminin Anayasa’ya aykırı olduğunun ve nefret söylemi sebebiyle suç sayıldığı kararı alınmıştır. Eşcinsel öğretmenin işten atılmasını Danıştay hukuka aykırı bularak öğretmen lehine karar vermiştir…

11-) Bir Ağır Ceza Mahkeme heyeti 17 yaşındaki eşcinsel oğlunun kafasına ateş ederek öldüren babaya ve azmettiren amcalara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermiştir. Zabıtlara; “Cinsel Tercih” yerine, “Cinsel Yönelim” ibaresini yazdırabilen savcılarımız olmuştur.

12-) Örnekleri çoğaltabilecekken, ülkemizin; Ruanda, Gana gibi ülkelerle aynı kategoride olması ne derece doğru? Tabi ki ülkemiz ve dünya LGBTI hakları konusunda bugünlere kolay gelmedi. Özellikle eğlence sektöründe çalışanlar çok ağır şiddet gördüler, işyerleri yağmalandı.

13-) Kadına benzeyebilmek için “DUVAR” ameliyatları oldular. Tabi ki genel beklenti, bir valimizin #OnurYürüyüşü ‘ne en ön safta katılıp, elinde gökkuşağı bayrak saklaması değil. Ancak 10 yıl önce yalnızca 30 kişinin katıldığı bu yürüyüşe bugün 10.000ler katılıyor.

14-) Yine de bu insanlar, günlük hayatlarının her alanında sürekli olarak ayrımcılığa uğruyor ve homofobik söylemlerle karşı karşıya kalıyor. Bu insanlar büyük bir depresyon ve anksiyete sıkıntısı yaşıyor. Alkol ve madde bağımlılığına yöneliyor.

15-) İş bulamamak, eğitim alamamak onları zamanla yoksulluğa itebiliyor. Yoksulluk, beraberinde suç işlemeye ya da seks işçiliğine yönelmeyi arttırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü ( @WHO ) 17 Mayıs 1990’da açıkladığı çalışmanın sonucunda “Eşcinsellik Hastalık Değildir!” demiştir.

16-) Dünyada LGBTI bireylerle ilgili her türlü yasal düzenlemeyi yapan, hatta resmi ve dinî evliliklerine dahi onay veren ülkelerde bile LGBTI bireyler ciddi bir nefret söylemi ve nefret suçu ile karşı karşıyayken, Türkiye 2008-2015 yılları arasında trans cinayetlerinde…

17-) …35 cinayetle Avrupa birincisi. Avrupanın tamamında aynı dönemde öldürülen LGBTI bireylerle sayısı 57! Avrupa ülkeleri,bu konuda çok gelişmiş yasalara sahip. Ancak bilindiği üzere yasalar tek başına yeterli olamıyor. Dünyanın her yerinde geniş kesimleri tepki gösteriyor.

18-) Çünkü LGBTI bireyler hakkında çok az şey biliyoruz. Bu bilinmezlik bizi korkutuyor. Korku zamanla öfkeye, öfke nefrete, nefret de şiddete dönüşüyor. Bu yüzyıllardır süre gelen bir korku aslında. Yüzyıllardır eşcinselliğin, veba gibi toplumdan arındırılması gereken bir …

19-)… hastalık olduğunun düşünülmesi korkusu! Yüzyıllardır inançlara aykırı olduğu, günah olduğunun düşünülmesi korkusu! Yüzyıllardır üremeye yaramadığı için, doğaya aykırı olduğu korkusu! Elbette herkesin kültürüne, inancına, dünya görüşüne saygımız sonsuz.

20-) Ancak bugün doğada 500’den fazla türün; kuştan, balığa; ördekten, solucana kadar eşcinsel davranışlarda bulunduğu bilimsel bir gerçektir. Tamamı olmasa dahi büyük bir kısmı bilimsel yöntemlerle izah da edilebiliyor. Bu bilimsel çalışmalar konunun doğaya aykırı olmadığını…

21-) …doğa eşcinsel davranışı defalarca tekrarlayan bir sistem. 10 Aralık 1948’de BM Genel Kurulu’nun Paris’te yapılan 183. Oturumunda kabul edilen 30 maddelik “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak imza atmamızla birlikte,

22-) bütün insanların onur ve haklar açısından özgür ve eşit olduğunu kabul etmişiz. Tüm insanların güven içerisinde, özgürce yaşam hakları olduğuna imza atmışız.

Bildirgede “TÜM İNSANLAR” yazıyor. Bir bölümü değil. Devletimiz temel haklar açısından her bireye eşit muamele…

23-)…etmek zorundadır. Kimse temel hak ve özgürlüklerden mahrum edilemez. Devletin her yurttaşına eşit haklar vermesi ve koruması Anayasal yükümlülüğüdür.

Eksik yasalar tamamlanabilir, yanlış yasalar düzeltilebilir. Önemli olan zihniyetleri değiştirmektir.

24-) Zihniyet de yalnızca bilimle değiştirilebilir. Bilim bize bugün DNA üzerindeki 3 bölgede, öncelikli olarak erkek eşcinselliği il ilgili etkileyen bölgeler olduğunu göstermekte. DNA üzerindeki 3 bölgenin başında X, Q, 12 kromozomu geliyor. Bu bölgede çok sayıda gen var.

25-) Henüz hangi genlerin eşcinselliğe yol açtığı bilinmiyor. Ancak eşcinselliğin genlerle ilgili bir boyutu olduğu da gerçektir.

DNA üzerinde metil grupların eklenmesiyle ortaya çıkan bazı değişiklikler de cinsel yönelimi etkiliyor. Bilim insanları buna “EPİGENETİK” diyor.

26-) “Dış etkenlerin meydana getirdiği epigenetik değişiklikler.” Fakat bu dış etkenler asla, “ Dominant bir anne, evde olmayan baba, ya da cinsel istismara uğrama” değildir. Epigenetik değişiklikler moleküler düzeyde ve anne karnında başlayan değişikliklerdir.

27-) Annenin hamileliğinde aşırı strese maruz kalması gibi. Moleküler olarak eşcinsellik henüz tam olarak tanımlanamamış olsa da, şu muhakkak ki, davranışı ağır cezalarla etkileyebilirsiniz belki ama yönelimi değiştirmeniz mümkün değildir.

28-) Cinsel yönelim ne tercih edilebilir, de özendirilebilir, ne öğretilebilir, ne de seçilebilir bir olgudur.

Çocuk istismarı ve ihmali alanında çalışma yapan bir dernek olarak, “Bu konu sizin ne üstünüze vazife ki?” diyebilirsiniz. Aslında tam da bizim üstümüze vazife.

29-) Çünkü cinsel yönelimler ergenlik çağı ile başlayan bir durumdur ve yasalarımıza göre 18 yaş altı herkes çocuktur. Cinsel yönelimi farklı olduğu için çok ağır şiddete, dışlanmaya ötekileştirilmeye maruz kalan 14-15 yaşındaki çocuklar da bizim çocuğumuz.

30-) Bu çalışmayı bu noktaya kadar okuma duyarlılığını gösterdiyseniz eğer, sizlerden birkaç ricamız olacak. Aşağılanan, ayrımcılığa uğrayan, oturacak ev, okuyacak okul, çalışacak iş bulamayan; depresyona, hatta intihara sürüklenecek kadar ağır psikolojik travmalar yaşayan…

31-) … insanların; bir an için, anneniz, babanız, kardeşiniz, çocuğunuz, öğretmeniniz, öğrenciniz, doktorunuz, hastanız; aslında hepsinden önemlisi kendiniz olduğunu düşünün!

32-) Nasıl ki ÇOCUK İSTİSMARI İLE MÜCADELE çocukların vermesi gereken bir mücadele değilse, Nasıl ki KADIN CİNAYETLERİ kadınların kendi başlarına vermesi gereken bir mücadele değilse, Nasıl ki toplumun her kesiminin bu iki konuda ortak bir çaba içerisinde olması gerekliyse;

33-) LGBTI bireylerin hakları ile ilgili olarak da; hepimizin, hep birlikte çaba sarf etmesi gerekir.

34-) Şimdi sizlerden ricamız, bu çalışmayı okuduktan sonra cinsel yönelimin tabiatın içinde bir çeşitlilik olduğunu çevrenizde en az bir kişiye anlatın. Sizden ricamız, çevrenizden en az bir kişiye, her şeyden önce İNSAN olduğumuzu anlatın!

35-) Sizden ricamız, her insanın hayatını istediği gibi yaşamaya hakkı olduğunu, her insanın istediğini sevme hakkı olduğunu çevrenizde en az bir kişiye anlatın. Huzur, güven ve mutluluk içinde yaşayacağımız bir dünya umuduyla…

Çocuk İstismarı ve İhmali ile Mücadele Derneği

İç dökme seansına hoşgeldiniz.

Üniversite yıllarım 2. Sınıftayım o ara okulumuza yeni bir öğretim görevlisi geldi.Benden sadece ve sadece 2 yaş büyük çok tatlı kıpır kıpır bi kız.Sohbet muhabbet ortamı ilerledi,paylaşımlar arttı,enerjiler tuttu bende küçük kelebek kanatları…

Uzaktan onu izlerken şu cümleyi kurduğunu hatırlıyorum.

“Umarım sana aşık olmam”(sanki sonradan olacaklari hissetmişim gibi)

En güzel yanı o da beni sevmiş. Bunu bir süre sonra bahar şenlikleri için görevli olduğu yere gittiğimde,goz goze geldigimiz anda kollarını açıp sarılmak üzere bana doğru gelirken anladım.Nasıl atladım boynuna,nasıl sarıldım anlatamam.Sonrası rüya gibi ilk sarılıp uyuduğum gece,ilk öpüşme,ilk sevişme,kahvaltılar birlikte yapılan yemekler..Tam 3 yıl ömrümde baharı yaşadım.Onun aşkını içimde hissettim.Sevildiğimden çok emindim.Bir gün bile ayrı kalamıyorduk.Ders bittiği an soluğu odasında alıyo kapının arkasında öpüp tekrar sınıfa dönüyordum.

Ama her şeyin bi sonu vardı.Saklanmak zorunda olmanın zorluğu,stresı bizim sonumuzu getirdi.

Yaşadığımız sorunların artık evereste tırmandığı dönemde onun hayatında bi erkeğin varlığını hissettim yaşadığım acının tarifi yoktu.O ne kadar inkar etse de ben anlamıştım.Hissetmiştim…Sanki hayat bitmişti benim için. Onu geri kazanmak icin cok ugrastim.Ama olmadi.

Son bir çırpınışla mezun olup o şehirden uzaklaşmayı koydum kafama.Aylar sürdü ama başardım ve size film sahnesi gibi gelse de -ki bana bile böyle geliyor- eşyalarımı arabaya yüklerken onun evinin önünde o adamın arabasını gördüm ve yanan tek ışık yatak odasının ışığıydı.Ailem olmasa orda yere yığılır susmamacasina ağlardım sanırım.Sonra isteme nişan ve nikah haberlerini aldım. Sanırım içimdeki aşkın yerini nefrete bırakması bu zamana denk geliyor.

6 ayın sonunda boşandılar ve beni aradı Seni çok üzdüm hata ettim özür dilerim bebeğim.

Aynen bu mesaj geldi.

Ne diyebilirsiniz ki? Ömrümden ömür gitmiş benim özür nedir ki.Unutmak mümkün olmasa da acısı azaldı.Aşkın bitmesi gibi acıda bitti.

Çok uzun yıllar geçti üstünden ama unutmadığım 3 şey var.

Onun montunun cebinde el ele dolaştığımız günler.

Bi Deniz Seki şarkısı

Ve kokusu tabi ki

Bir de değişmeyen tek şey hatırladığım da bogazimda ki yumruk ve gelen ağlama hissi.

Kaynak

Ailenize Eşcinsel Olduğunuzu Açıkladınız! Sonra?

Kendinizle ilgili gerçeği ailenize söylediğinizde, en başta duygusal bir rahatlama yaşayacaksınız. İşin en ilginç yanı da, bir süre için ebeveyn-evlat rolünün bir süre için de olsa değişmiş olmasıdır. Size devamlı sorular soracaklar, sizin deneyimlerinizi öğrenmek isteyecekler ve eşcinsel olmanın nasıl bir şey olduğunu kavramaya çalışacaklardır. Bu süre içerisinde kendinizi onların çocuğu gibi değil de, ailenizin anne-babası gibi hissetmeniz doğal bir gelişmedir. Sabırlı olun, daha önce söylediğiniz şeyleri bir çok kez daha tekrarlamak zorunda kalabilirsiniz. Unutmayın ki insan duymak istemediği şeyleri algılamakta güçlük çeker ve anlamak için çok zaman ihtiyaç duyar. Kendi cinselliğinizi nasıl kabul ettiğinizi düşünün, kimi gay ve lezbiyen arkadaşların kendisini kabul etmesi aylar belki yıllar almıştır. Kişinin kendini kabul etmesi bile bu kadar zorken, ailenizin sizi hemen anlamasını beklemeyin.

Bir çok aile söylediklerinizi ilk duyduklarında sanki birisi onlara sizin öldüğünüzü söylemiş gibi sarsılacaklardır. Kızgınlık, yalanlama, bunalım, durumu kavrama ve en nihayet kabul etme duygularını arka arkaya yaşayacaklardır. Açıkçası sizin kaybettiklerini, ilk günden beri tanıyıp sevdikleri kendi oğullarının (kızlarının) gidip yerine tanımadıkları yabancı birinin geldiğini düşüneceklerdir. Endişelenmeyin, bunların hepsi geçici durumlardır.

Gay mıyım?

Kendini gay olarak adlandıran erkekler, gerek cinsel ve gerekse duygusal olarak bir başka erkeğe ilgi duyarlar. Erkeklere duydukları cinsel ilgi kendilerine normal ve doğal gelir. Bu duygular ergenliğe girişle birlikte ortaya çıkar ve yetişkinlik döneminde de devam eder. Kimi eşcinseller kadınlara da ilgi duyabilir. Fakat bu kişiler genellikle, erkeklere karşı hissettiklerinin daha yoğun ve kendileri için daha önemli olduğunu söylerler.

Dünya nüfusunun onda birinin gey veya lezbiyen olduğu bilinmektedir. (Kadınlara ilgili duyan kadınlara lezbiyen denir.) Bu, herhangi bir kalabalık grup içinde (mesela okulunuzdaki sınıfta, kantinde veya okul servisinde) birkaç eşcinselin bulunduğu anlamına gelir. Bununla birlikte, kendisi açıklamadıkça, kimlerin eşcinsel olduğunu söyleyemezsiniz. Eşcinseller, toplum içinde rahatlıkla karışırlar. Bununla birlikte diğer insanlardan farklı hissederler.

Eşcinsel gençler, farklı hislerinin nedenini ilk başta belirleyemeyebilirler. Etraflarındaki tüm delikanlılar kızlardan bahsetmektedir. Bu yüzden kendilerini konumlandırmakta güçlük çekebilirler. Ve bir yetişkinle hissettikleri üzerine konuşmaya cesaret edemeyebilirler.