Etiket arşivi: Transeksüel

Transgender Nedir, Ne Demek?

Trans bireylik birçok kişi tarafından yalnızca kadından erkeğe, erkekten kadına geçiş yapan/yapacak kişi olarak sanılmakta. Transgender bir çatı terimdir. Altında Binary ve Non Binary olmak üzere iki alt kol bulunmaktadır. Bunu eklediğim şemadan inceleyebilirsiniz. 

Binary yani ikili cinsiyet , ftm/mtf  geçiş süreci olan, geçiş yapan kişilerdir. Nonbinary ise ikili olmayan cinsiyet yani kendini her hangi bir cinsiyete ait hissetmeyen, tek bir cinsiyete ait hissetmeyen kişidir. Non Binary şemsiyesinde ise alt  terim olarak genderfluid, genderqueer, bigender, agender vb tanımlamalar bulunmakta. Akışkan cinsiyetli ikili cinsiyetli kişiler bunların içinde en çok görülenlerdendir.  Kişi kendini her iki cinsiyete de ait hissedebilir, disfori yaşamayabilir geçiş yapmak istemez. Bu durum kişiye göre de değişim göstermektedir tabi ki. Hormon almadan kısmi ameliyatlar olanlar var yurtdışında daha çok ülkemizde az da olsa rastlanmakta. Bir kişi kendini kadın ya da erkek olarak tanımlamak istemeyebilir. Bu bir kendini bulma süreci olacağı gibi ömür boyu süren bir durum da olabilir. İki cinsiyete de tam olarak ait hissetmemek, arada kalmaktan çok toplumsal cinsiyet kurallarını da kabul etmemektir bir yerde.  Her iki cinsiyete de ait hisseden Androgynous (Androjen) kişiler bulunmakta. Bu ikisi eşit derecede de olabilir tersi de. Bir androjen kişi, hem feminen hem de eril özelliklere sahip yüksek derecede bir kadın veya erkektir.

The Genderbread Person

The Genderbread Person

Cinsiyet kimliği konusuna gelince anlaşılması gereken şeylerden biri cinsel yönelimle kesinlikle ilgisi olmadığıdır. Kimliğimiz bizim yönelimimizi etkileyen bir durum değildir. Örneğin bir trans erkeğe erkek denilebilmesi için illa ki feminen bir kadından hoşlanması, Türk toplumunda ki erkeklik denilen maço sert tavırlara sahip olup buna göre giyim ve görünüşü olması gerekmemektedir. Bu zaten biyolojik heteroseksüel erkekler için de geçerlidir. Erkek küpe takmaz, erkek saç uzatmaz, boyamaz, erkek makyaj yapmaz, şöyle giyinmez vs bunların hepsi toplumsal cinsiyetçi saçmalıklardır. Aynıları kadınlar için geçerlidir. Bir kadın saçlarını kesip, makyaj yapmadığında erkek gibi kişi olarak yaftalanmakta. Hissettiğimiz kimliğimiz ile tarzımızın, görünüşümüzün hiçbir alakası yoktur. 

Karmaşa olmaması için yazıyı daha fazla uzatmayacağım. Sonuç olarak kimliğimiz, yönelimimiz bizim kim olduğumuzu belirler. Bunlar için hiçbir kurala hiçbir etikete ihtiyacımız yoktur. Kısıtlanmadan, tüm kalıplara karşı özgür bir yaşam geçirmek bizim için en güzel yol olacaktır. Kendiniz oldun. Sevgiyle kalın… 

Trans Misafirhanesi

Trans kadınların ve erkeklerin hayatlarına dair fotoğrafların, hikâyelerin ve anıların sergileneceği “Trans Misafir* Hanesi” projesi, 18-22 Haziran 2019 tarihleri arasında farkındalığı artırmak için ilk adımını atıyor.

Direktörlüğünü Kübra Uzun’un yaptığı proje, “Misafir* Hane” isimli fotoğraf kitabı, “Bir Vardım, Bir Yoktum” isimli video ve “1+1: Birlikte Güçlüyüz!” başlıklı sergi ile birlikte üç ayaktan oluşuyor.

Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu tarafından desteklenen “Misafir* Hane” isimli fotoğraf kitabı, İstanbul LGBTT Dayanışma Derneğinin 2013 yılında kalacak yeri olmayan ve şiddet gören translar için açtığı Trans Misafirhanesi’nde Ömer Tevfik Erten’in çektiği fotoğraflardan oluşuyor. Kitapta fotoğrafların yanı sıra Hollandalı ve Türkiyeli yazar Defne Çizakça’nın, bedeni İstanbul’da ormanlık bir alanda yanmış halde bulunan Hande Kader anısına kaleme aldığı ‘Derin ve Hüzünlü Nefesler Al’ isimli büyülü gerçekçi* hikâyesi yer alıyor. Kitabın tasarımı da Merve Deniz’e ait.

Gösterimi Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu’nda gerçekleştirilecek olan “Bir Vardım, Bir Yoktum” isimli video ise 2014’te İstanbul’daki evinde katledilen trans kadın ‘Çingene Gül’ anısına hazırlandı. Ömer Tevfik Erten’in imzasını taşıyan video, Trans Misafirhanesi’nin sürdürülebilir olması için örgütlenen trans dayanışmasına ve geçici süreliğine misafirhaneye konuk olan kişilerin ‘güvenli alan’ arayışına kapı aralıyor.

Geçirdiği bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden LGBTİ+ aktivisti Boysan Yakar’ın anısına açılan “Boysan’ın Evi”nin ev sahipliği yapacağı “1+1: Birlikte Güçlüyüz!” başlıklı sergi, Ömer Tevfik Erten’in çağrısıyla Türkiye’den yeni kuşak fotoğrafçıları bir araya getiriyor. Lamarts’ın baskı sponsoru olarak yer aldığı sergide MAKHism, Dilek Yaman, Damla Atak, Nazlı Yıldırım, Şener Yılmaz Aslan, Ateş Alpar ve Ömer Tevfik Erten’in seçkileri yer alıyor.

18 Haziran Salı günü saat 19.00’da kapılarını açacak olan serginin ertesi gününde ”Sanat ve Aktivizm” başlıklı bir panel de gerçekleştirilecek. Panel, sanat kuramcısı Ezgi Bakçay ve Prof. Seçkin Tercan’ın katılımıyla Boysan’ın Evi’nde yapılacak.

20 Haziran Perşembe günü saat 18.00’de de sergide yer alan sanatçıların katılımıyla, toplumsal cinsiyet alanında çalışmalar yapan ya da yapmak isteyen fotoğrafçılar bir araya gelecek.

Tüm etkinlikler ücretsiz ve herkesin katılımına açık gerçekleşecek.

*Büyülü gerçekçilik gündelik hayatı büyü ile harmanlayan, gerçek üstü olayları, düş ve hayalleri sıra dışılıktan çıkarıp olaylar dizininin doğal bir parçası haline getiren bir edebiyat akımıdır. Özellikle Güney Amerika’da popülerlik kazanmış, ve politik baskılara karşı bir direnç aracı olmuştur. En sevilen yazarları Kolombiyalı Gabriel Garcia Marquez, Şilili Isabel Allende ve Uruguaylı Horacio Quirogadır.

Trans Misafirhanesi

Bir Trans Erkeğin Babasına Yazdığı Mektup

Bir trans birey babasına yazdığı mektupla ailesine ameliyat olduğunu haber veriyor ve Twitter hesabından o mektubu paylaşıyor.
İşte o mektup…
Babacım günaydın, sana söylemem gereken bir şey var. Annemden daha anlayışlı olduğunu düşünerek seninle paylaşmak istedim ilk önce. Çok kızacaksınız belki de beni öldürmek isteyeceksiniz bu yüzden en başından özür dilerim.

Benim erkek olmaya özendiğimi, bunun geçici bir heves olduğunu düşünüyorsunuz. Daha önce böyle şeylerle karşılaşmadık ve bu yüzden sizi anlıyorum ama ne yazık ki bu bir özentilik ve de geçici bir heves değil. Yıllardır geçmedi ve asla da geçmeyeceği 1980 yılında kanıtlandı.

Anne karnında henüz 2 aylıkken beynin erkek bedenin kadın yaratılması sonucunda dünyaya kadın bedeninde bir erkek olarak geldim. Sadece ben değil, doğan her bin kişiden 6’sı bu şekilde dünyaya geliyor. Çocukluğumu ve gençliğimi biliyorsunuz. Sesiz ve mutsuz bir çocuktum. Erkeksiydim, Hiç erkek sevgilim olmadı. Hiç kız gibi olamadım. Etek giyemedim, Makyaj yapamadım. Özür dilerim ama kendimi ne kadar zorlarsam zorlayacağım erkek olan beynime karşı gelip kadın olamadım.

Biliyorum bana en azından okula bitirmeyi beklememi, susmamı ve bu durumdan kimseye bahsetmememi istiyorsunuz. Fakat ben de bir insanım ve ait olmadığım, mutlu hissetmediğim bir bedene daha fazla katlanamıyorum.

ve okul bitmeden diplomamda erkek olarak geçmem gerekiyor ileride iş hayatında sıkıntı yaşamamak için. Sonuç olarak ameliyat oldum. Memelerimi aldırdım. Belki de beni reddedeceksiniz ama eminim bir gün masum olduğumu ve bunun Allah’tan gelen bir şey olduğunu anlayacaksınız. Benim bu süreçte size çok ihtiyacım var. Desteğinizi hissetmeyi çok isterdim ama kahretsin ki öyle bir ülkede yaşıyoruz ki insanlar yüzünden çocuğumuzdan nefret edebiliyoruz.

Lütfen kızmadan önce kendi içinde düşün. Sana inanıyorum beni anlayacaksın bir gün. Bir kızın olarak olmasa da ilerde bir oğlun olarak gurur duyacaksın benimle. Seni çok seviyorum, lütfen beni affedin.

Trans mıyım?

Böyle olduğumu 8. sınıftayken fark ettim ve hala bu sorun yumağını açamadım. Biyolojik olarak kendimi kız olarak hissetmiyorum ancak kendimi %100 erkek gibi mi hissediyorum emin değilim. Ailem bu konu hakkında oldukça katı ancak yaz tatilinde bu konu hakkında konuştum onlarla. Tabi ki desteklemiyorlar ama sorun değil. En azından bunu bilmeleri beni rahatlattı. Bu konu hakkında görüşleri beklediğim gibi değil. Maddi durumu iyi olan bir aileden geldiğim için böyle yaptığımı düşünüyorlar -yapacak bir şeyim kalmamış ondan dolayı sapkınlık yaparak kendime yeni heyecanlar yaratmaya çalışıyormuşum-

Başta bu durumumu fark ettiğimde her şey güzeldi. Çünkü bu konunun üzerine düşmüyordum ya da ciddiyetinin farkında değildim. Saçlarımı kısacık kestirip daha maskülen giyinmeye başlamıştım. Göğüslerimi -artık bu konu hakkında bilinçlendim. Bu nedenle Chestbinder kullanıyorum.- bandajlıyordum. Sanal ortamda bir çok insan beni erkek olarak biliyordu. Daha sonra çevremin(çoğunlukla akrabalar) bana ”erkek Fatma” muamelesi yapmaya başlayınca bütün o güzel şeyler kabusa dönmeye başladı. Ailem de bu durumdan aşırı rahatsız olmaya başlamıştı. Sürekli ”Saçlarını uzat, böyle erkeğe benzedin.” tarzı eleştiriler alıyordum. Elbise giymem için zorlanmaya başlamıştım . Bunun üzerine bir yıl geçiyor ve ben 10. sınıfın 2. döneminde kendimden geçmeye başlıyorum. Çünkü okulumdaki insanlara bu konudan bahsetmiyorum. okulumu değiştiriyorum ve oldukça yalnız kalıyorum. Sonra kendimi ciddi olarak sorgulamaya başlıyorum. Gerçekten böyle mi hissediyorum yoksa kendimi mi kandırıyorum?

Sonra günler daha da berbatlaşmaya başladı. Mayo giymekten nefret ediyordum. Sütyen giymekten daima nefret ettim. Kastettiğim bu sütyenin suçu değildi. Ben giymediğim sürece kimsenin suçu değildi. Elbise giyince aynaya bakınca ağlamaya başlıyordum. Kendimi sanki zorla crossdressing yapmış gibi hissediyordum.

İşin içinden bir türlü çıkamadım tabi. Yaptığım şey çamuru eşip durmaktan farksızdı. Eştikçe daha da boğuluyordum, daha da batıyordum. Bir türlü kendime cevap veremedim. Belki de sadece korkuyorumdur. Daha sonra 12. sınıfa kadar kabuğuma çekildim. Sürekli ağlama krizlerine girip durdum. İntihar düşüncelerinde bulundum. Kendimden tiksinmeye başladım. Yaz tatilinde ise daha fazla tutamadım içimde. Bu şey gibiydi, hani su balonunu sırayla başkasının eline atarsın sonra kimin elinde patlarsa o kaybeder. İşte o su balonu bendim. Aİlem öğrendi. Annem ağlamaya başladı. Babam ister istemez benden uzaklaştı -bunu hissedebiliyorum- Asla böyle bir şey yapmamam gerektiğini söylediler. Sanırım bunu böyle bir zamanda söylemem yanlış oldu. Çünkü bu durumumdan şüpheliyim.

Aileme söyledikten sonra moralim komik bir şekilde düzelmeye başladı. Eskisi kadar zırlamamaya başladım. Artık birileri fark eder diye korkmuyorum. Hatta bunu okuldaki insanlara da söylemeye başladım. Geçen yıl din hocamla konuşmuştum bu konuyu. Bana yardımcı olacağını söyledi (Bana kesinlike hasta muamelesi yapmadı.) Okuldaki LGBT bireyleri 8 Mart için konuşmaya beni de almak istediler. İsterim ama işin üzücü kısmı şu;

Gerçekten trans mıyım? Kendimi mi kandırıyorum?

Kaynak