Efe Gym Business Antalya

Muhafazakar ailelerin eskort sevdalısı clubber oğullarının müessese gereği cinsiyetçi kimliğe bürünüp cinsiyetçi ırkçılık yapması en ahlaksızlıktır. Bugün spor salonunda boxer ile fotoğraf çekilip instagramda paylaşmama çok kızmışlar… Dişini sıkıp, gözüyle öfke saçıp ‘burası bi iş yeri lan oğlum ibne misin top musun’ diye temizlik odasında sözlü kaba kuvvet uygulayan o zat çalışana ve yanında bodykabadayılık için yanına çağırdığı yaverine hiç birşey yapamayan bir ben varken çok canım sıkıldı. Gayet cinsiyetçi

Irkçılığa bürünmüş bir yapıda, bu gibi birşeye maruz kaldım ya ahdım olsun, canlarını yakmak istiyorum, acısını almak istiyorum ama birşey yapamıyorum 😔 Güçsüz olmak çok koydu be!

Bu ülkede eşcinsel olmanın en hazin neticesidir bu gibi olaylar. Tavsiye etmiyorum bu spor salonunu. :cursing:

Efe Gym Business

Çocuk İstismarı ve İhmali ile Mücadele Derneği’nin gözünden LGBTİ+ bireyler..

Bizi tüm birimlerimizin katkılarıyla bu çalışmaya iten en önemli sebep, üyelerimizle yaptığımız sohbetler sırasında Psikolojik Destek Koordinasyon Merkezi’mizde görevli bir Psikolog arkadaşımızın paylaştığı bir anısı olmuştur. Çocuk ve Ergen Psikolojisi ile Aile Terapisi Uzmanı olan arkadaşımıza bir aile danışmaya gelir. Anne baba 15 yaşındaki oğullarının eşcinsel davranışlara yönelmeye başladığını ve tedavi edilmesi gerektiğini beyan ederler. Ekonomik ve kültürel seviyeleri orta ve üst sınıf görünen aileye arkadaşımız, bu durumun bir hastalık olmadığını, bu sebeple de tedavisinin mümkün olmadığını belirtmesi üzerine, anne “Oğlunuz kanser deseydiniz, bunu kabullenebilirdim. Fakat bu söylediğinizi kabul etmem mümkün değil. Daha uzman birine gidelim.” diyerek ayrılırlar.

Konuyla ilgili bir çok bilimsel makale, uluslararası bir çok araştırma ve pek çok uzman görüşü alınarak toplanan bilgilerin sizlerle paylaşılması sonrasında sizlerden bir kaç ricamız olacak.

1-) Önce dış ülkelere bakmak istedik. Amerika’nın Kaliforniya Eyalet Valiliği tarafından alınan kararda “Herhangi bir bilimsel ve tıbbi dayanağı olmadığı için eşcinsel kişilerin tedavi edilmelerine yönelik çalışmalar yasak.”

2-) Dünyada #OnurYürüyüşü adlı eyleme en büyük katılımın olduğu Brezilya’da her 24 saatte bir eşcinsel öldürülüyor.

3-) İngiltere’de bir polis merkezinin önündeki bayrak direğine dayanışmayı temsil etmek için gökkuşağı renklerinde bayrak asılırken; Irak’ta, Suriye’de, Libya’da dinci terör örgütleri tarafından eşcinsel avları düzenleniyor, öldürülenler şehir meydanlarına asılıyor.

4-) Hollanda tarafından yapılan uluslararası bir araştırmada, eşcinsellikle ilgili toleransı ölçmek adına katılımcılara yöneltilen sorulardan biri, “Eşcinsel bir komşumuz olsun ister misiniz?” Ülkemizde verilen cevapların %85’i “HAYIR”. Yani 7 kişiden 6’sı.

5-) HAYIR diyenlerin farklı gerekçeleri olsa da “EVET” diyenlerin en önemli ortak özelliği; bir lgbti birey tanımış, konuşmuş ya da birlikte çalışmış.

6-) Ülkemizle aynı kategoride olan ülkelerden bazıları; Zimbabve, Gana, Fas, Ruanda, Irak, Güney Kore…Bu ülkelerin neredeyse tamamında eşcinsellik cezalandırılan bir suç. Oysa ki ülkemizde son dört padişahın babası Abdulmecid döneminde, günümüzden 150 yılı aşkın süre önce,

7-) eşcinselliği suç olmaktan çıkartmıştı. Uluslararası Lezbiyen ve Gay Birliği’nin ( @ILGAWORLD ) verilerine göre dünya genelinde LGBTI bireylerin sayısı 3 milyara yaklaşmakta.

8 -) Cumhurbaşkanı, “Eşcinseller, domuzdan da, köpekten de daha aşağılıktır.” diyen, Zimbabve ile “Yaratılanı severiz, Yaradandan ötürü.” diyen Yunus Emre’nin yetiştiği coğrafya aynı kategoride mi olmalı?

9-) Homoseksüellerin düzelmesi için zorla evlendirildiği, lezbiyenlere tecavüz edildiği, polis ve durumdan vazife çıkaran milislerin yasalarda suç sayılmadığı halde LGBTI avı yaptıkları orta doğu ülkeleriyle hoşgörü abidesi Mevlana Celalettin Rumi’nin yetiştiği coğrafya aynı…

10-) … kategoride mi olmalı? Oysa ki; Anayasa Mahkemesi’nce “SAPKIN” söyleminin Anayasa’ya aykırı olduğunun ve nefret söylemi sebebiyle suç sayıldığı kararı alınmıştır. Eşcinsel öğretmenin işten atılmasını Danıştay hukuka aykırı bularak öğretmen lehine karar vermiştir…

11-) Bir Ağır Ceza Mahkeme heyeti 17 yaşındaki eşcinsel oğlunun kafasına ateş ederek öldüren babaya ve azmettiren amcalara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermiştir. Zabıtlara; “Cinsel Tercih” yerine, “Cinsel Yönelim” ibaresini yazdırabilen savcılarımız olmuştur.

12-) Örnekleri çoğaltabilecekken, ülkemizin; Ruanda, Gana gibi ülkelerle aynı kategoride olması ne derece doğru? Tabi ki ülkemiz ve dünya LGBTI hakları konusunda bugünlere kolay gelmedi. Özellikle eğlence sektöründe çalışanlar çok ağır şiddet gördüler, işyerleri yağmalandı.

13-) Kadına benzeyebilmek için “DUVAR” ameliyatları oldular. Tabi ki genel beklenti, bir valimizin #OnurYürüyüşü ‘ne en ön safta katılıp, elinde gökkuşağı bayrak saklaması değil. Ancak 10 yıl önce yalnızca 30 kişinin katıldığı bu yürüyüşe bugün 10.000ler katılıyor.

14-) Yine de bu insanlar, günlük hayatlarının her alanında sürekli olarak ayrımcılığa uğruyor ve homofobik söylemlerle karşı karşıya kalıyor. Bu insanlar büyük bir depresyon ve anksiyete sıkıntısı yaşıyor. Alkol ve madde bağımlılığına yöneliyor.

15-) İş bulamamak, eğitim alamamak onları zamanla yoksulluğa itebiliyor. Yoksulluk, beraberinde suç işlemeye ya da seks işçiliğine yönelmeyi arttırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü ( @WHO ) 17 Mayıs 1990’da açıkladığı çalışmanın sonucunda “Eşcinsellik Hastalık Değildir!” demiştir.

16-) Dünyada LGBTI bireylerle ilgili her türlü yasal düzenlemeyi yapan, hatta resmi ve dinî evliliklerine dahi onay veren ülkelerde bile LGBTI bireyler ciddi bir nefret söylemi ve nefret suçu ile karşı karşıyayken, Türkiye 2008-2015 yılları arasında trans cinayetlerinde…

17-) …35 cinayetle Avrupa birincisi. Avrupanın tamamında aynı dönemde öldürülen LGBTI bireylerle sayısı 57! Avrupa ülkeleri,bu konuda çok gelişmiş yasalara sahip. Ancak bilindiği üzere yasalar tek başına yeterli olamıyor. Dünyanın her yerinde geniş kesimleri tepki gösteriyor.

18-) Çünkü LGBTI bireyler hakkında çok az şey biliyoruz. Bu bilinmezlik bizi korkutuyor. Korku zamanla öfkeye, öfke nefrete, nefret de şiddete dönüşüyor. Bu yüzyıllardır süre gelen bir korku aslında. Yüzyıllardır eşcinselliğin, veba gibi toplumdan arındırılması gereken bir …

19-)… hastalık olduğunun düşünülmesi korkusu! Yüzyıllardır inançlara aykırı olduğu, günah olduğunun düşünülmesi korkusu! Yüzyıllardır üremeye yaramadığı için, doğaya aykırı olduğu korkusu! Elbette herkesin kültürüne, inancına, dünya görüşüne saygımız sonsuz.

20-) Ancak bugün doğada 500’den fazla türün; kuştan, balığa; ördekten, solucana kadar eşcinsel davranışlarda bulunduğu bilimsel bir gerçektir. Tamamı olmasa dahi büyük bir kısmı bilimsel yöntemlerle izah da edilebiliyor. Bu bilimsel çalışmalar konunun doğaya aykırı olmadığını…

21-) …doğa eşcinsel davranışı defalarca tekrarlayan bir sistem. 10 Aralık 1948’de BM Genel Kurulu’nun Paris’te yapılan 183. Oturumunda kabul edilen 30 maddelik “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak imza atmamızla birlikte,

22-) bütün insanların onur ve haklar açısından özgür ve eşit olduğunu kabul etmişiz. Tüm insanların güven içerisinde, özgürce yaşam hakları olduğuna imza atmışız.

Bildirgede “TÜM İNSANLAR” yazıyor. Bir bölümü değil. Devletimiz temel haklar açısından her bireye eşit muamele…

23-)…etmek zorundadır. Kimse temel hak ve özgürlüklerden mahrum edilemez. Devletin her yurttaşına eşit haklar vermesi ve koruması Anayasal yükümlülüğüdür.

Eksik yasalar tamamlanabilir, yanlış yasalar düzeltilebilir. Önemli olan zihniyetleri değiştirmektir.

24-) Zihniyet de yalnızca bilimle değiştirilebilir. Bilim bize bugün DNA üzerindeki 3 bölgede, öncelikli olarak erkek eşcinselliği il ilgili etkileyen bölgeler olduğunu göstermekte. DNA üzerindeki 3 bölgenin başında X, Q, 12 kromozomu geliyor. Bu bölgede çok sayıda gen var.

25-) Henüz hangi genlerin eşcinselliğe yol açtığı bilinmiyor. Ancak eşcinselliğin genlerle ilgili bir boyutu olduğu da gerçektir.

DNA üzerinde metil grupların eklenmesiyle ortaya çıkan bazı değişiklikler de cinsel yönelimi etkiliyor. Bilim insanları buna “EPİGENETİK” diyor.

26-) “Dış etkenlerin meydana getirdiği epigenetik değişiklikler.” Fakat bu dış etkenler asla, “ Dominant bir anne, evde olmayan baba, ya da cinsel istismara uğrama” değildir. Epigenetik değişiklikler moleküler düzeyde ve anne karnında başlayan değişikliklerdir.

27-) Annenin hamileliğinde aşırı strese maruz kalması gibi. Moleküler olarak eşcinsellik henüz tam olarak tanımlanamamış olsa da, şu muhakkak ki, davranışı ağır cezalarla etkileyebilirsiniz belki ama yönelimi değiştirmeniz mümkün değildir.

28-) Cinsel yönelim ne tercih edilebilir, de özendirilebilir, ne öğretilebilir, ne de seçilebilir bir olgudur.

Çocuk istismarı ve ihmali alanında çalışma yapan bir dernek olarak, “Bu konu sizin ne üstünüze vazife ki?” diyebilirsiniz. Aslında tam da bizim üstümüze vazife.

29-) Çünkü cinsel yönelimler ergenlik çağı ile başlayan bir durumdur ve yasalarımıza göre 18 yaş altı herkes çocuktur. Cinsel yönelimi farklı olduğu için çok ağır şiddete, dışlanmaya ötekileştirilmeye maruz kalan 14-15 yaşındaki çocuklar da bizim çocuğumuz.

30-) Bu çalışmayı bu noktaya kadar okuma duyarlılığını gösterdiyseniz eğer, sizlerden birkaç ricamız olacak. Aşağılanan, ayrımcılığa uğrayan, oturacak ev, okuyacak okul, çalışacak iş bulamayan; depresyona, hatta intihara sürüklenecek kadar ağır psikolojik travmalar yaşayan…

31-) … insanların; bir an için, anneniz, babanız, kardeşiniz, çocuğunuz, öğretmeniniz, öğrenciniz, doktorunuz, hastanız; aslında hepsinden önemlisi kendiniz olduğunu düşünün!

32-) Nasıl ki ÇOCUK İSTİSMARI İLE MÜCADELE çocukların vermesi gereken bir mücadele değilse, Nasıl ki KADIN CİNAYETLERİ kadınların kendi başlarına vermesi gereken bir mücadele değilse, Nasıl ki toplumun her kesiminin bu iki konuda ortak bir çaba içerisinde olması gerekliyse;

33-) LGBTI bireylerin hakları ile ilgili olarak da; hepimizin, hep birlikte çaba sarf etmesi gerekir.

34-) Şimdi sizlerden ricamız, bu çalışmayı okuduktan sonra cinsel yönelimin tabiatın içinde bir çeşitlilik olduğunu çevrenizde en az bir kişiye anlatın. Sizden ricamız, çevrenizden en az bir kişiye, her şeyden önce İNSAN olduğumuzu anlatın!

35-) Sizden ricamız, her insanın hayatını istediği gibi yaşamaya hakkı olduğunu, her insanın istediğini sevme hakkı olduğunu çevrenizde en az bir kişiye anlatın. Huzur, güven ve mutluluk içinde yaşayacağımız bir dünya umuduyla…

Çocuk İstismarı ve İhmali ile Mücadele Derneği

Eşcinsel Hikayeler & Öyküler: Eşcinsel bir erkekle evlenen kadının hikayesi

Hikayede Valeria takma ismini kullanan kadın bugün 75 yaşında.

37 yıllık evliliği boyunca kocası ile sadece üç kez cinsel ilişkide bulunan kadın, kocası ölene kadar anlamıyor bunun nedenini.

Gençliğimde, ‘bir erkek seninle vücudun için beraber olmuyorsa eğer, sana sen olduğun için değer veriyordur’ diye öğrettiler bize rahibeler’ diye anlatıyor kadın.

Evliliğimizin ilk yıllarında kocam bana yaklaşmayınca, aklıma bir şey gelmemişti bu yüzden. Bana değer verdiğini düşündüm hatta.

Otuz yedi yıl birlikte yaşadım onunla ve o süre boyunca sadece üç kez cinsel ilişkide bulunduk. Tesadüf bu ya, her defasında hamile kaldım.

Yorganı kafamıza kadar çektikten sonra lambayı kapatırdı eşim ilişki sırasında. Uzun sürmezdi zaten. Üçüncü çocuktan sonra, bir daha da eli elime değmedi zaten.

Güzel bir adamdı kocam.

Çok çekici buluyordum onu, dokunsun istiyordum bana ama o her seferinde itiyordu beni. Bir keresinde sordum hatta.

Neden istemiyorsun, dedim ama cevap alamadım soruma.

Onu hiç çıplak görmedim, biliyor musunuz?

Banyonun kapısını herzaman kilitlerdi.

İnançlı bir katolik olmam arzularımı dizginlemeye yetmemişti ama bu konuda konuşmamayı öğretmişti.

Hafifmeşrep, ya da seks meraklısı zannederler korkusuyla kimseye açamadım derdimi. Ölene kadar, ona dokunamadan, aynı yatağı paylaştım kocamla.

Yatak odasına giden koridorun verdiği acı dayanılmaz olurdu bazı günler. Erkenden çıkardım bu yüzden odaya. O, gece yarısı gelirdi yatağa. Beni bir kez kollarına alsın diye çok geceler bekledim ama, almadı.

Beklemekle geçti yıllarım.

Başka birisi ile de köreltmek istemedim duygularımı. Onu istiyordum. İyi ve kötü günde onunla beraber olmak üzere Tanrı’nın önünde yemin etmiştim.

Evime, çocuklarıma, işime verdim kendimi sonra. Neyse ki onlar emeklerimin değerini bildiler.

İşimde de başarılıydım.

Eşim öldükten sonra, evliliğim sırasında göremediğim sinyalleri bir bir algılamaya başladım.

Evlenmeden önce, ‘iki yatak alırız’ demişti kocam bana. O zaman anlam verememiştim ama yine de kabul etmiştim isteğini. İki ayrı yatak ve tek bir çarşaf dış dünyaya bizi bir çift gösteriyordu ama gerçekte aynı evin içinde iki ayrı, iki yalnız insandık.

Öldükten birkaç hafta sonra, 2010 yılında, üç adam aradı beni. Kocamı yakından tanıdıklarını söyleyip başsağlığı dilediler. Üçünü de ayrı ayrı eve davet edip konuştum ve o konuşmalardan sonra herşey yerine oturdu.

Kızgınlıklarının, asabiyetinin, hüsranının, beni reddedişinin, suskunluğunun ve daha birçok şeyin nedenini o zaman anladım.

Herkesi ‘normal’ olduğuna ikna etmekle geçirmiş meğer hayatını. Vizite kartı benmişim.

Aptal de, salak de bana ama onun homoseksüel olduğunu aklımın ucundan bile geçirmemiştim.

Öğretmendi.

Homoseksüel olduğunu bilselerdi eğer, atarlardı onu işinden.

62 yaşındaydı kanser olduğunu öğrendiğinde. Bir sene sonra da öldü zaten. Ölüm döşeğinde bile bir şey söylemedi bana.

O üç adamla konuştuktan sonra acılarım biraz olsun hafifledi diyebilirim. Karanlık bir evliliğin azabından kurtulmuş, sorularıma cevap almıştım.

Mutsuzluğumuzun nedeni ben değilmişim meğer.

Bunu bilmek beni öyle özgürleştirmişti ki.

Yalansız yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrendim sonra.

Özgürlüğe kavuştum kavuşmasına da, o kaybolan yılların acısı bir türlü çıkmıyor içimden. Eşim hem kendi hayatını, hem de benimkini mahvetti.

Ne o istediği gibi yaşayabildi, ne de ben.

Birbirimize o kadar yakın olmamıza rağmen, birbirimizin acılarından habersiz bir hayat yaşadık ve en çok ağırıma giden de bu. Ne kadar safmışım, diyorum kendi kendime bazen. Ama benim ne suçum vardı ki? Rahibeler bize öyle öğretmişlerdi.

Kafama sıkasım geliyor o yıllar aklıma geldikçe.

Yazık değil miydi bize?

………..Sırlarını öbür dünyaya götürmek zorunda bırakılan, oldukları gibi yaşama hakları ellerinden alınanlara hitaben, onların anısına…

Eşcinsel Hikayeler

İsrail, Tel Aviv LGBTİ Onur Yürüyüşü 2019

Ortadoğu’nun en büyük onur yürüyüşü dün Tel Aviv’de yapıldı.
İsrail’in Tel Aviv kentinde dün gerçekleştirilen 20. LGBTİ onur yürüyüşüne 250 bin kişi katıldı.
Dünyaca ünlü eşcinsel sanatçı ve isimlerin de katıldığı yürüyüş renkli görüntülere sahne oldu.
Geçtiğimiz yıl Tel Aviv’de yapılan onur yürüyüşü etkinliğinden 45 milyon dolar kazanan İsrail, bu yıl gelirini daha da artırdı. Tel Aviv Onur Yürüyüşü

Ayasultan Hotel, Sultanahmet, İstanbul

Televizyonda dini programlar yaparak, eşcinsellik hastalıktır gibi homofobik söylemlerde bulunan ve halka şükretmeyi öneren Nihat Hatipoğlu’nun İstanbulFatihSultanahmet‘te bulunan oteli Ayasultan Hotel

Adres: Alemdar Mah., Çatalçeşme Sk., No:26, 34122 Sultanahmet Fatih / İstanbul

Trans Misafirhanesi

Trans kadınların ve erkeklerin hayatlarına dair fotoğrafların, hikâyelerin ve anıların sergileneceği “Trans Misafir* Hanesi” projesi, 18-22 Haziran 2019 tarihleri arasında farkındalığı artırmak için ilk adımını atıyor.

Direktörlüğünü Kübra Uzun’un yaptığı proje, “Misafir* Hane” isimli fotoğraf kitabı, “Bir Vardım, Bir Yoktum” isimli video ve “1+1: Birlikte Güçlüyüz!” başlıklı sergi ile birlikte üç ayaktan oluşuyor.

Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu tarafından desteklenen “Misafir* Hane” isimli fotoğraf kitabı, İstanbul LGBTT Dayanışma Derneğinin 2013 yılında kalacak yeri olmayan ve şiddet gören translar için açtığı Trans Misafirhanesi’nde Ömer Tevfik Erten’in çektiği fotoğraflardan oluşuyor. Kitapta fotoğrafların yanı sıra Hollandalı ve Türkiyeli yazar Defne Çizakça’nın, bedeni İstanbul’da ormanlık bir alanda yanmış halde bulunan Hande Kader anısına kaleme aldığı ‘Derin ve Hüzünlü Nefesler Al’ isimli büyülü gerçekçi* hikâyesi yer alıyor. Kitabın tasarımı da Merve Deniz’e ait.

Gösterimi Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu’nda gerçekleştirilecek olan “Bir Vardım, Bir Yoktum” isimli video ise 2014’te İstanbul’daki evinde katledilen trans kadın ‘Çingene Gül’ anısına hazırlandı. Ömer Tevfik Erten’in imzasını taşıyan video, Trans Misafirhanesi’nin sürdürülebilir olması için örgütlenen trans dayanışmasına ve geçici süreliğine misafirhaneye konuk olan kişilerin ‘güvenli alan’ arayışına kapı aralıyor.

Geçirdiği bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden LGBTİ+ aktivisti Boysan Yakar’ın anısına açılan “Boysan’ın Evi”nin ev sahipliği yapacağı “1+1: Birlikte Güçlüyüz!” başlıklı sergi, Ömer Tevfik Erten’in çağrısıyla Türkiye’den yeni kuşak fotoğrafçıları bir araya getiriyor. Lamarts’ın baskı sponsoru olarak yer aldığı sergide MAKHism, Dilek Yaman, Damla Atak, Nazlı Yıldırım, Şener Yılmaz Aslan, Ateş Alpar ve Ömer Tevfik Erten’in seçkileri yer alıyor.

18 Haziran Salı günü saat 19.00’da kapılarını açacak olan serginin ertesi gününde ”Sanat ve Aktivizm” başlıklı bir panel de gerçekleştirilecek. Panel, sanat kuramcısı Ezgi Bakçay ve Prof. Seçkin Tercan’ın katılımıyla Boysan’ın Evi’nde yapılacak.

20 Haziran Perşembe günü saat 18.00’de de sergide yer alan sanatçıların katılımıyla, toplumsal cinsiyet alanında çalışmalar yapan ya da yapmak isteyen fotoğrafçılar bir araya gelecek.

Tüm etkinlikler ücretsiz ve herkesin katılımına açık gerçekleşecek.

*Büyülü gerçekçilik gündelik hayatı büyü ile harmanlayan, gerçek üstü olayları, düş ve hayalleri sıra dışılıktan çıkarıp olaylar dizininin doğal bir parçası haline getiren bir edebiyat akımıdır. Özellikle Güney Amerika’da popülerlik kazanmış, ve politik baskılara karşı bir direnç aracı olmuştur. En sevilen yazarları Kolombiyalı Gabriel Garcia Marquez, Şilili Isabel Allende ve Uruguaylı Horacio Quirogadır.

Trans Misafirhanesi

Cinsel İlişki Sonrası Anüste Kanama Olursa Ne Yapılmalı?

genelde anal ilişkiyi ilk defa deneyenlerde görülür. eğer ilk ilişkiniz sonrası böyle bir durumla karşılaştıysanız 1 hafta içinde kendiliğinden iyileşmemesi halinde yapmanız gereken bir proktoloji merkezi veya hemoroid ve anorektal hastalıklar ünitesi veya  bir genel cerrahi veya gastroenteroloji doktoruna başvurmanız.

bu süre içinde cinsel bir ilişki yaşamayın. muayene sırasında utanmanıza ve korkmanıza hiç gerek yoktur. bütün doktorlar sizin endişelerinizi bilir ve eğitimlerini bu yönde almışlardır. makat bölgesinin muayenesi sırasında da canınız acımamaktadır. muayene tamamlandıktan sonra yaş grubunuza ve doktorun sizden aldığı bilgiler eşliğinde bir ileri aşamaya geçilebilir.

birçok hastalık bu kanamaya sebep olabilmektedir. rektal kanamaların her yaş gurubunda çeşitli sebepleri vardır. tüm makat kanamalarının yaklaşık %4’ünde kanser saptanmıştır. 18-50 yaş arasında sebep genellikle hemoroid (basur), anal fissür (makat çatlağı) ve fistül hastalıklarıdır. Yine bu yaşlarda bağırsağın romatizmal hastalığı olarak adlandırılan crohn ve ülseratif kolit gibi hastalıklar makat kanamalarına sebep olabilirler. kalın bağırsağımızda meydana gelen polipler de bu tarz kanamalara sebep olurlar. genetik geçişli kanserle de bu yaşlarda karşılaşılabilir. Yaş ilerledikçe (50-70’li yaşlarda); bu sebebler biraz daha endişelendirmekte, sebepler daha çok hayatı tehdit eder hale gelmektedir. Yine bu yaşlarda yukarıda saydığım sebepler kanamaya yol açabileceği gibi yaşla beraber artan kolon rektum kanserleri daha sık görülmeye başlar. az lifle beslenmeye bağlı olarak daha sık rastlanılan kolon divertiküler hastalığı da kanamaya sebep olabilmektedir. yaşlılık döneminde (70-90 yaş aralığında) erişkinlerde görülen hastalıklara ek olarak bağırsakların damarsal bozukluklarından kaynaklanan arteriovenöz malformasyonlar ön plana çıkmaktadır. hastalara çeşitli nedenlerle verilen kan sulandırıcı olarak tabir edilen çeşitli ilaçlar da kontrolsüz kullanıldığında makattan kanamaya sebeb olurlar.

Konunun devamı:  Cinsel İlişki Sonrası Makat Kanaması

 

Anlaşmalı Evlilik Sitesi

Merhaba, 28 yaşımdayım. Kağıt üzerinde bir anlaşmalı evlilik düşünüyorum. Kağıt üzerinde ama usulüne uygun, dışarıdan normal gözükecek bir evlilik olmasını istiyorum. Kız isteme, söz, nişan vs… İyi bir işte çalışıyorum. Çalışan, en az üniversite mezunu, mümkünse Türkiye’nin batı kesiminden fiziği düzgün yanıma yakışır biriyle olsun istiyorum. İşi gücü olmayan, öğrenci vs. olanlar, fiziği kötü olanlar, kendine güveni olmayanlar, fotoğraf gönderemem vs. diyenler lütfen yazmasın. İleride memleketime yerleşmeyi düşünüyorum. Gerçekten benimle dost olabilecek ama dışarıya karşı karı koca gibi görüneceğimiz anlayışlı, uyumlu ve sabırlı birine ihtiyacım var. Kriterlerim bunlar. Uyar diyen bayanlardan mail bekliyorum.

https://comunity.lgbti.org/forum/thread/657

Üniversite Yılları!

Üniversite yıllarım 2. Sınıftayım o ara okulumuza yeni bir öğretim görevlisi geldi.Benden sadece ve sadece 2 yaş büyük çok tatlı kıpır kıpır bi kız.Sohbet muhabbet ortamı ilerledi,paylaşımlar arttı,enerjiler tuttu bende küçük kelebek kanatları…

Uzaktan onu izlerken şu cümleyi kurduğunu hatırlıyorum.

“Umarım sana aşık olmam”(sanki sonradan olacaklari hissetmişim gibi)

En güzel yanı o da beni sevmiş. Bunu bir süre sonra bahar şenlikleri için görevli olduğu yere gittiğimde,goz goze geldigimiz anda kollarını açıp sarılmak üzere bana doğru gelirken anladım.Nasıl atladım boynuna,nasıl sarıldım anlatamam.Sonrası rüya gibi ilk sarılıp uyuduğum gece,ilk öpüşme,ilk sevişme,kahvaltılar birlikte yapılan yemekler..Tam 3 yıl ömrümde baharı yaşadım.Onun aşkını içimde hissettim.Sevildiğimden çok emindim.Bir gün bile ayrı kalamıyorduk.Ders bittiği an soluğu odasında alıyo kapının arkasında öpüp tekrar sınıfa dönüyordum.

Ama her şeyin bi sonu vardı.Saklanmak zorunda olmanın zorluğu,stresı bizim sonumuzu getirdi.

Yaşadığımız sorunların artık evereste tırmandığı dönemde onun hayatında bi erkeğin varlığını hissettim yaşadığım acının tarifi yoktu.O ne kadar inkar etse de ben anlamıştım.Hissetmiştim…Sanki hayat bitmişti benim için. Onu geri kazanmak icin cok ugrastim.Ama olmadi.

Son bir çırpınışla mezun olup o şehirden uzaklaşmayı koydum kafama.Aylar sürdü ama başardım ve size film sahnesi gibi gelse de -ki bana bile böyle geliyor- eşyalarımı arabaya yüklerken onun evinin önünde o adamın arabasını gördüm ve yanan tek ışık yatak odasının ışığıydı.Ailem olmasa orda yere yığılır susmamacasina ağlardım sanırım.Sonra isteme nişan ve nikah haberlerini aldım. Sanırım içimdeki aşkın yerini nefrete bırakması bu zamana denk geliyor.

6 ayın sonunda boşandılar ve beni aradı Seni çok üzdüm hata ettim özür dilerim bebeğim.

Aynen bu mesaj geldi.

Ne diyebilirsiniz ki? Ömrümden ömür gitmiş benim özür nedir ki.Unutmak mümkün olmasa da acısı azaldı.Aşkın bitmesi gibi acıda bitti.

Çok uzun yıllar geçti üstünden ama unutmadığım 3 şey var.

Onun montunun cebinde el ele dolaştığımız günler.

Bi Deniz Seki şarkısı

Ve kokusu tabi ki

Bir de değişmeyen tek şey hatırladığım da bogazimda ki yumruk ve gelen ağlama hissi.

Gay Forum

Halk ve Biz!

Canınızı sıkmayın gençler. Medya varsın bizim gibileri öyle tanıtsın. Varsın halk bizi öyle bilsin. Biz içimizde yaşarız nasıl yaşarsak. Ne katiliz, ne tecavüzcü ne de uyuşturucu satıcısı veya öyle yasadışı işler yapan birisi, biz bunların hiçbirisiyiz. Biz İNSANIZ. herkes gibi, herkesin olduğu gibi. Ama bizi anlamayacaklarını, hiç bir devirde de bunun olmayacağına o kadar çok inanıyorum ki, inanmak kelimesi az kalır. Asla anlamayacaklar, anlayacaklarını falan düşünenler varsa kusura bakmayın ama ağır şizofreni eğilimi vardır demektir. Ama inanç değil mi, insan inanıyor, bir gün kabul ederler diye.

Çevrede o kadar afedersiniz ama şerefsiz var ki, hele bizim ülkemizde bu tür insanlar maalesef ki azımsanamayacak derecede fazla, bizim bu aşkımızın toplum tarafından iyice anlaşılmasını zorlaştırıyor. Bu tür veled-i zina’lar, erkek-kadın farketmez, çocuk-genç-ihtiyar affetmez, sırf zevki için sekse başvurur. Bu tür insanlarda haysiyet olmadığı için ayrıca hayatın amacı olarak gördükleri sekse ulaşmak için neler yapacaklarını bi tanrım bilir bi’ de kendisi.

Daha geçenlerde gördük. 7 yaşındaki kıza tecavüz edip, öldürdü. Röportajda ne dedi biliyor musunuz? yokluktaydım, param yoktu dedi.

Yazık ki ne yazık. Garip bir dünya da yaşıyoruz. Garip dünyanın garip bir memleketinde.

Demek istediğim gençler, sadede geleyim. Eğer ben birini seviyorsam, buna kimsenin karışma hakkı yoktur. Tabi bu aşksa, üstte de belirttiğim gibi, maalesef bazı insansı amipler, seks için severler. Ben bir erkeği seversem, ben bir kadını seversem, buna karışamazsın. Saygı duyacaksın. SANANE? BEN ONU SEVİYORSAM YA DA BUNU? SANA MI KALDI KİMİ SEVİP SEVMEYECEĞİM? 7 yaşında evlendirilenler mi dersin, yokluktan komşsunun çocuğuna azanlar mı dersin, eşşek sikenler mi dersin, kadın sırf başını örttü diye yahut kadın sırf başı açık diye dövenler mi dersin, sen bunlara karışma ama git, bizim aşkımıza karış. Hele ki ben bu aşk için yaşıyorsam.

Aşk aşktır. Buna karışanlar ise budaladır.

Türkiye LGBTİ Topluluğu: Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans & İnterseks Forum, Eşcinsel Forum